31 Mayıs 2025 Cumartesi

DAVRANIŞSAL YATIRIM REHBERİ, JAMES MONTİER'DEN NOTLAR


  • Yatırımcının temel sorunu, hatta en büyük düşmanı da muhtemelen kendisidir.,
  • Neden hepimiz bu davranışsal önyargılardan etkileniyoruz. Bunun cevabı, tıpkı varoluşumuzun diğer özellikleri gibi beynimizin de evrimsel süreçte süzgeçten geçtiği gerçeğinde yatar. Fakat unutmayın ki evrim buz üstünde yürür gibi ilerler, bu sebeple beyinlerimiz 150 bin yıl önce (Afrika savanlarında) karşılaştığımız çevreye uygun tasarlanmıştır, yine de 300 yıl önce başlayan sanayi çağı için muhtemelen yeterli değildir; belki de içinde yaşadığımız bilgi çağı için hiç uygun değildir.
  • Warren BUFFET'ın dediği gibi, "Yatırım yapmak basittir ama kolay değildir". Başka bir deyişle, basitçe yatırımın nasıl etkili bir şekilde işlediğini anlamak gerekir: Varlıkları gerçek değerinin altından bir fiyata satın alır ve sonra da gerçek fiyatından ya da daha üzerinden işlem görürken satarsınız. Yine de sergilediğimiz her çeşit davranışsal önyargı, bizi yapmamız gerektiğini bildiğimiz şeyleri yapmamız gerektiğini bildiğimiz şeyleri yapmamızı engelleme eğilimi gösterir.
  • Kriz tırmandıkça, önceden makul sayılan insanlar, tedbirlerinizin bilgeliğini pekiştirmeye hizmet edecek çok sayıda korkunç ve kesin veriyle donanarak dünyanın sonunu tahmin etmeye başlayacak. Her düşüş, bazılarımızın 1974 yılında yaşadığı gibi, "ölümcül felç" başlayana kadar sıcak paranın güzelliğini artıracak. Aşırı yatırım yapanlar önce donakalacak ve oturup dua edecek. Parlak görünen, para akıtan birkaç kişi ise bu parlak görüntüden kolayca vazgeçmek istemeyecek. Yani hemen hemen herkes ataleti kemikleşmeye başlayarak izleyecek ve bekleyecek. Genellikle elinde çok fazla nakit para tutanlar piyasadaki toparlanmanın büyük bir bölümünü kaçıracak. Ölümcül felcin tek bir çaresi var; yeniden yatırım yapmak için kesinlikle savunma planı yapmalısınız ve buna sadık kalmalısınız. Her eylem felcin üstesinden gelmek zorunda kaldığından, benim tavsiyem çok sayıda küçük adımdan ziyade birkaç büyük adım atmak. En dipten atılacak tek bir dev adım daha iyi, fakat şeytanla sözleşme imzalamadan birkaç büyük hamle çok daha güvenli.
  • Charlie MUNGER'ın işaret ettiği gibi, "Şimdiye kadar gördüğüm en kötü işletme kararlarından bazıları geleceğe dönük tahminler ve geçmişe indirgenmeler içerenlerdir. Görünüşe göre daha yüksek matematik ve daha hatalı kesinlik size yardım etmesi için gerekir, ancak etmiyor. İşletme okullarında böyle şeyler öğretiyorlar çünkü bir şeyler yapmaları lazım."
  • Peki öngörerek yatırım yapamıyorsak, nasıl yatırım yapmalıyız? Ben GRAHAM'ın da dile getirdiği üzere, "Analiz kehanette bulunmaya değil, derin stratejilere dayanmalıdır."
  • Yatırımla ilgili her şey hakkında kesinlikle her şeyi bilmeye uğraşmaktan ziyade, gerçekten bilmeniz gereken beş şeyi analiz etmemiz çok daha iyi işe yarayacaktır. First EAGLE'dan Jean-Marie EVEİLLARD, iddiamı şu sözlerle onaylıyor: "Ayrıntılarda boğulmak veya karmaşıklığın cazibesine kapılmak çok yaygındır ancak benim için en önemlisi, işin gerçekten önemli üç, dört veya beş ana özelliğinin ne olduğunu bilmek. İşimin öncelikle doğru soruları sormak ve karar vermek için analize odaklanmak anlamına geldiğini düşünüyorum.
  • Warren BUFFET'ın yatırım yaparken sonraki çeyreğin kazanç görümünü tartıştığını ya da çok fazla bilgiye başvurduğunu asla duyamazsınız. Bunun yerine, "Yöntemimiz çok basit. Biz sadece dürüst ve becerikli insanlar tarafından yönetilen, esasen ekonomisi iyiden mükemmele belli başlı işletmeleri makul fiyatlarla satın almaya çalışırız. Yapmaya çalıştığım tek şey bu" diyecektir.

Yatırım yapmak için tek bir doğru yaklaşımdan söz edemeyeceğimiz gibi, yatırım yaparken daima değerlendirmenizi söyleyebileceğimiz gibi, yatırım yaparken daima değerlendirmenize söyleyebileceğim üç, dört veya beş unsurda yoktur. Her şey yatırım yaklaşımınıza bağlıdır. Ben köklü bir değer yatırımcısıyım, bu yüzden favori odak noktalarım sizin zevkinize uymayabilir. Aslen üç unsura odaklanıyorum:

  1. Değerleme: Bu hisse senedinin değeri cidden ederinin altında mı?
  2. Bilançolar: Bu hisse senedi çakılıyor mu?
  3. Sermaye disiplini: Yönetim onlara verdiğim nakitle ne yapıyor?

  • Ne zaman televizyonu açsam, zihnimi neredeyse piyasalardaki rasgele dalgalanmaların derinlemesine analiziyle doldurmaya adanmış en az üç kanal bulabiliyorum. Daha önce de bahsettiğim gibi, bu kanallara arkadaşım balonvizyon diyor. Günlük değer değişikliğinin ayrıntıları, inandırıcılık katması için birkaç papyon takan uzmanla birlikte hırslı erkekler ve çekici kadınlar karmasından oluşan bir grup tarafından geri kalanımıza açıklanıyor. Aynı şey finans basınında da yaşanıyor; köşe yazısı üstüne köşe yazısı, piyasa dün ne yaptıysa bugün neden yaptığına dair miadı dolmuş gerekçelerle dolu.

  • Yatırımcılar için sorunun büyük kısmı, büyük ölçüde balonvizyon sayesinde, yatırım yapmanın heyecan vermesini beklemeleridir. Oysa Paul Samuelson'ın vaktiyle belirttiği üzere, "Yatırım sıkıcı olmalı. Heyecan vermemeli. Yatırım yapmak daha çok boyanın kurumasını ve çimlerin büyümesini izlemeye benzemelidir. Heyecan arıyorsanız Las Vegas'a gidin.

  • Blaise Pascal'ın zamanında dediği gibi, "İnsanların tüm sefaleti, sessiz bir odada tek başına oturamamaktan kaynaklanır." Bir diğer alternatif de, Winnie the POOH'nun işaret ettiği üzere "Hiçbir şey yapmamanın değerini asla hafife almayın".

 

  



22 Mayıs 2025 Perşembe

PETER LYNCH'TEN NOTLAR

 Peter LYNCH, 1990'da Magellan Fonu'ndan emekli olana kadar en başarılı performansa sahip olan fon yöneticisidir.


Lynch'in yatırımlarında aradığı özelliklerin bileşimi;

  • finansal güce sahip
  • rekabet yeteneği yüksek
  • sağlıklı bir iş 

Ayrıca Lynch, Pek gözde olmayan sektörde en iyi performans sergileyen şirkete öncelik verirdi.

Bireysel küçük yatırımcıların profesyonel yatırımcılara göre daha avantajlı olduğunu söyler.

Niş şirketler (hızlı ama aşırı ölçüde hızlı olmayan bir gelir artışı öneren, agresif biçimde yönetilen küçük şirketler aranmalı.

En az 10 kat (yüzde 1.000) artış potansiyeli taşıyan hisselere para yatırmak.

Hisse seçimine bilimden çok bir sanat gibi, matematik kesinlikten çok mantıksal sağduyuyla yaklaşmanın kilit unsur olduğuna inanıyordu.

Hisse yatırımı için bireysel yatırımın daha avantajlı olduğunu düşünür, amatör yatırımcıların profesyonel yatırımcılar gibi bazı yapısal kısıtlamalara tabi olmadığını söyler.

Profesyonel fon yöneticilerinin kalabalıklardan farklı davranmasını engelleyen sosyal ve siyasi engeller vardır. Eğer bir fırsatı kaçırmamak için girişimde bulunur ve işler ters giderse suçlu onlar olacaktır. Kalabalığın peşine takılmak onların yararınadır çünkü yanlışta yapsalar herkes aynı yanlışı yapmış olacağı için kendilerini savunabilirler.

Fon yatırımlarında sınırlamalar vardır. Komitelerin belirlemiş olduğu hisseler içinden tercih yaparlar, niş sektörlerde heyecan verici genç şirketler dışlanır, fonların önemli bir kısmını öne çıkan kelepir şirketlere yatıramazlar, her hisseye küçük oranlarda yatırım yapmak zorundadırlar, büyük şirketlere yatırım yapmak zorundadırlar.

Lynch, şirketleri altı gruba ayırır;

  1. Yavaş büyüyenler
  2. Sağlam basanlar
  3. Döngüseller
  4. Varlık oyunları
  5. Hayata dönmeye çalışanlar
  6. Hızlı büyüyenler
Niş şirketlere yatırımlarda en az yüzde 20 büyüme vadeden agresif yönetilen küçük şirketler 10 ile 40 kat hatta 200 kat artışa rastlanabilir. Sıkıcı ve sevimsiz sektörlerde üzerine az ilgi çeken şirketlere yatırımı önerir. Kalabalıklar ve fonların dikkatini çekmeden bu şirketlere yatırım yapılır kalabalıkların dikkatini çektikten sonra moda oluşur ve trend takipçileri bundan sonra hisse yönelir bu trendçilere hisselerinizi satabilirsiniz.

Lynch bir şirketin yavaş büyüyen bir sektörde, ideal olarak da cenaze hizmetleri gibi hiç büyümeyen bir sektörde üstün rekabet konumundan sürdürülebilir şekilde yararlanmakta daha başarılı olacağına inanıyordu. Örneğin son on yılda kişisel bilgisayar ve cep telefonu talebi uçtu ama bu sektörde hisseler ayakta zor duruyor. Ne zaman bir firma bir inovasyon gerçekleşirse, diğer teknoloji firmaları mühendislerini daha ucuz ve daha iyisini yapmak için seferber eder. Ancak durağan bir büyüme temposu bulunan endüstrilere pazar payı kazanmak için rekabete giren yeni şirket  sorunu en alt düzeyde olur.

Seçilen şirketi anlamak ve sürekli izlenmelidir. Alıp unutmak belayı davet etmektir. Karlı bir strateji izlemek için yapılan yatırımla kesintisiz olarak ilgilenmek gerekir. Elinizdeki hisseler hakkındaki bilginiz yeterli düzeyde sürerse, fazla erken satma hatasına düşmezsiniz.

Elinizdeki hisse için yanıtlamanız gereken iki soru;
  1. Sağladığı kazançlara oranla fiyatı hala cazip mi?
  2. Şirketteki gelişmeler yeterli kazanç artışını sağlayabilecek mi?
Hisse sahibi olmayı çocuk sahibi olmaya benzetirdi: bakabileceğinizden fazlasına sahip olmayın.

Lynch'e göre elde tutulması gereken hisse sayısı 5'i geçmemelidir. Yalnızca büyümeye açık 5 şirketin hisseleri tercih edildiğinde bunlardan 3'ü beklenen performansı sağlarken biri kötü performans sergilese de beşinci şirket hayal edilenden fazlasını kazandırır.

Yatırımcı piyasada günün modası haline gelen, ya da dendiği gibi ortalığa fısıldanan hisselerin cazibesine kapılarak yatırım yapmaya kalkmamalıdır. Bunlar çoğu zaman içi boş umutlardan öteye gitmez.

Uzun vadeli getirinizi yükseltmenin yolu, iyi zamanda da kötü zamanda da bir stratejiye sıkı sıkıya bağlı kalmaktır.

Lynch geleceğin Microsoft'u, geleceğin Disney'i gibi isimlerle reklamı yapılan şirketlerin hisseleri alınmamalı diye uyarırdı.

Teknik analizi (grafik çizimlerini) kabul etmezdi. "Şu kıpırtı bilimine pek itibar etmem" derdi.

Piyasa hareketlerini kestirmeye çalışarak alım satım yapmak  olsa olsa çok zayıf bir performans getirecektir, çünkü yatırımcının iyimser ve karamsar yaklaşımları büyük olasılıkla yanlış zamanlara denk gelecektir. Bunun dışında sık işlem yapmanın işlem bedeli ve vergi gibi ek bir maliyette vardır.

Bütün büyük çıkış ve düşüşler hep süpriz olmuştur.

İşin anahtarı sabırdır, Lynch de sık sık dişini sıkıp bir şirketin değerini diğerlerinin de takdir etmesini bekledi. Fiyatı hiç kıpırdamadan duran hisselerine sıkıca sarılmaya alışkındı. Gelen getirinin çoğunu hisselerin elindeki üçüncü ya da dördüncü yılında kazandığını söylerdi.


                                                                                    Glean ARNOLD, Büyük Yatırımcılar, Kronik Kitap